Ana Sayfa   Teşkilat Yapısı    Sık Sorulanlar   Bağlantılar   Site Haritası İletişim         
Türk Tarih Kurumu Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
 


  Adres
Kızılay Sokağı No. 1 06100 - Sıhhiye / Ankara - TÜRKİYE
Tel: +90 312 310 2368 (11 Hat)
Belgegeçer: +90 312 3101698
  Sosyal Medya
 
Çeviri Yazı Kuralları

Mevzuat

Çeviriyazı Metinlerde Uyulacak Esaslar

            Çeviriyazı bir metnin Türk Tarih Kurumu Yayınları arasında yer almadan önce aşağıdaki hususlara riayet edilerek hazırlanmış olması veya bunlara göre düzeltilmiş olması gerekmektedir.

a) Tanzimat sonrası matbu metinlerde:

1. Bu tür metinlerde ilmî transkripsiyon değil transliterasyon veya başka bir deyişle “hafifletilmiş transkripsiyon” uygulanır.

Bundan sonra kullanılacak olan “transkripsiyon” kavramı Türkçede kullanılmayan harfler de dâhil bütün harfleri aynen bir başka alfabe ile yansıtmayı; transliterasyon ise daha çok kelimenin bütünlüğünü koruyarak herhangi bir sadeleştirme yapmadan aktarmayı anlatmaktadır.

2. Uzun bütün heceler â, û, î harfleriyle yazılmalıdır. Ör. hâkimiyet; rûberû; cerîde Kalın okunması gereken ve anlam karışıklığına da yol açabilecek kelimelerde bulunan uzun a sesi için, bu durumu önlemek üzere “ā” şeklindeki imlâ tercih edilebilir.  Ör. Gāzî; mukāyese; tekābül , kānûn

Bu durum, benzer yazılışa sahip Arapça ve Farsça kelimelerdeki okuma yanlışlarını da önleyecektir. Ör. “Yasa” anlamındaki “kānûn” ile “Ocak ayı” anlamındaki “İkincikânûn” (Kânûnisânî) kelimelerinde olduğu gibi…

3. Kelimelerin orijinal sesleri korunmalı, transkripsiyondaki hafifletme işlemi imlâ ile sınırlı kalmalıdır. Ör. Aptülhak Hamit ( - ) → Abdülhak Hâmid ( + )

4. Arapça terkiplerin yazımında İSAM DİA’nde ve MEB. İslâm Ansiklopedisi’nde benimsenen yazım kuralları uygulanmalıdır. Ör. Muhîtü’l-Maârif; Muînü’d-devle

5. Farsça terkiplerde terkip tiresi her seferinde yazılmalıdır. Ör. Devlet-i Aliyye; hüsn-i muâmele, müdîr-i umûmî … Farsça terkiplerdeki terkip –i’si  “-ü” şeklinde yazılmamalıdır. Ör. müdür-ü umûmî ( - );  hüsn-ü muâmele ( - ); umûr-u mâliye ( - ) → umûr-ı mâliye ( + ) …

“Ve” kelimesine karşılık gelen “ü”ler ise aynen korunur ve kendisinden önceki ve sonraki kelimeye bitiştirilmeden yazılır.

6. Osmanlıca matbu metinlerde Batı sahasına ait şahıs ve şehir adları genellikle okunduğu gibi yazılmaktadır. Tanzimat sonrasına ait bir metnin çeviriyazısında bu tür kelimeler orijinal dildeki imlâsına uygun yazılmalıdır.

Ör. “Mısır’da kalan Fransızların umûr-ı mâliye müdîr-i umûmîsi Posiyelk’a gönderdiği mektup (…)” ( - ).

“Mısır’da kalan Fransızların umûr-ı mâliye müdîr-i umûmîsi Poussielque’a gönderdiği mektup (…)” ( + )

Türkçede yaygın olarak kullanılan yabancı yer ve şahıs adlarında ise Türkçe kullanımı esas alınır.

7. Masdar-ı ca‘lîler -günümüz Türkçesinde sık kullanıldığı için tek y ile yazılanlar hariç- çift y ile yazılmalıdır. Ör. Osmâniyye; Cülûsiyye; şahsiyye … Sık kullanılanlara ör. Bahriye; Mülkiye

8.  Nisbet –î’si ile biten kelimelerin sonuna Türkçe olarak ismin –e hâli geldiğinde masdar-ı ca‘lîlerle karışmaması için “î” şeklinde yazılmalı fakat bu imlâ masdar-ı ca‘lîlerde kullanılmamalıdır:

Ör. “Âmâl-i millîye uygun olarak …” (Burada millî kelimesinin sonundaki –ye, ismin –i hâlini gösterir).

Âmâl-i milliyyeye uygun olarak …” (“Âmâl-i Millîyeye” imlâsı yanlıştır).

9. Osmanlıca matbu eserlerde vurgulanmak istenen kelimeler ve özel adlar çoğunlukla parantez içine alınarak vurgulanır. Oysa bugün bunun yerine çift tırnak içine alarak vurgulama tercih edilmektedir. Bu bakımdan;

a) Sadece vurgulanması gereken bir (veya birkaç) kelime varsa parantez yerine tırnak içinde yazılmalıdır.

Ör. “(…) nâm-ı âlîleri (Nizâm-ı Cedîd) tesmiye olundu.” ( - )

“(…) nâm-ı âlîleri “Nizâm-ı Cedîd” tesmiye olundu.” ( + )

b) Vurgulanmak istenen bir kitap adı ise sadece italik yazılması vurgu için yeterlidir.

Ör. “Tameşvarî (Hadîkatü’ş-Şu‘arâ ) / “Hadîkatü’ş-Şu‘arâ” nâm eser-i bî-hemtâsında (…)” ( - ).

“Tameşvarî Hadîkatü’ş-Şu‘arâ nâm eser-i bî-hemtâsında (…)” ( + ).

c) Osmanlı alfabesinde büyük - küçük harf ayrımı olmadığı için şahıs, kurum veya yer adı cinsinden özel isimlerde ayrıca tırnak içine almak biçiminde özel bir vurguya gerek yoktur; baş harflerinin büyük yazılması yeterlidir.

Ör. “Şeyhülislâm’ın üstâdı (Münîr Efendi) de çağırılıp meydâna getirildi.” ( - )

“Şeyhülislâm’ın üstâdı Münîr Efendi de çağırılıp meydâna getirildi.” ( + )

Dolayısıyla bu gibi durumlarda Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınmış metinlerde kullanılan parantezler hiç kullanılmamalıdır. Elbette açıklama ve ek bilgi mahiyetindeki cümle veya kelime gruplarında parantez kullanılacaktır.

10. Ana metin içinde geçen Türkçe dışındaki dillerden iktibas edilmiş cümlelerin, metin içine tercümeleri aktarılmalı, gerekiyorsa dipnotlarda orijinal yazılışları kaynak bilgisinden önce verilmelidir.

11. Günümüz Türkçesinde kullanılmayan Farsça kelimelerin imlâsında, günümüzde kullanılanlarda olduğu gibi Türkçe telâffuz esas alınmalıdır.

Ör. nohoft ( - ) → nühüft ( +); dovvom ( - ) → düvvüm ( +) …

12. Osmanlı Türkçesiyle basılı bir metinde geçen her tür Arapça kelimenin yazımında da yaygın Türkçe telâffuz esas alınmalıdır. Ör.  Rasûl ( - ) → Resûl; a‘yân → âyân …

13. Arapça kelimelere mahsus bir ses olan ayn harfi, anlam karışıklığına veya okuma hatasına sebep olmadıkça imlâya yansıtılmamalıdır.

14. Tanzimat sonrası matbu metinlerde transkripsiyon değil transliterasyon esas alınacağı için isimleşmiş veya çok kullanıldığı için âdeta birleşmiş Arapça, Farsça terkiplerde kullanılacak apostrof ve tire işaretleri kaldırılmalıdır.

Ör. Abdü’l-Hamîd  ( - ) → Abdülhamîd  ( + )

Kânûn-i sânî  ( - ) → Kânûnisânî ( + ); Teşrîn-i sânî ( - ) → Teşrînisânî ( +); Rebîü’l-evvel → Rebîülevvel

Cemâziye’l-âhir → Cemâziyelâhir; Zi’l-ka’de → Zilkāde

Şeyhü’l-İslâm  ( - ) → Şeyhülislâm ( + ) vb.

15. Türkçe kelimelerin -özellikle fiil kökenli kelimelerin- sonlarında Osmanlı metinlerinde genellikle b harfi ve diğer bazı kelimelerde c ve d harfleri kullanılırsa da çeviriyazı çalışmalarında p, ç, t şeklindeki sert-sessiz harfler kullanılmalıdır. Yine özellikle fiil kökenli kelimelerde Eski Türkçeye ait telaffuzun Anadolu sahasındaki bir devamı olarak Osmanlı imlâsına yansıyan “ü” sesleri “i”, “ı” sesleri ses uyumuna göre düzeltilmeli; kapalı e harfi de denen ve genellikle “i” harfiyle yazılan ses ise “e” harfiyle yazılmalıdır.

Ör. idüb ( - ) → edip ( + ); konub ( - ) → konup ( + ); bitüb ( - ) → bitip ( + );  içün ( - ) → için ( + );   ağac

 ( - ) → ağaç ( + ); yiğid → ( - ) yiğit ( +); geçid ( - ) → geçit ( + ) …

 

b) Tanzîmat sonrası yazma Arşiv belgelerinde:

Bu tür metinlerde ilmî transkripsiyon usûlü uygulanır.

c)  Tanzimat öncesi matbû veya yazma metinlerde:

Bu tür eserlerin çeviriyazıları hazırlanırken İSAM DİA ve MEB İslâm Ansiklopedisi’nde uygulanan ilmî transkripsiyon usûlü kullanılmış olmalıdır. Bu iki Ansiklopedi arasında herhangi bir uyumsuzluk olursa DİA esas alınır. Kuruma Tanzimat öncesi bir metnin yayını teklif edilirken transkripsiyon alfabesine mahsus harfler bir liste hâlinde eserin başında gösterilmeli; metin boyunca da özellikle Türkçede bulunmayan harflerin yazımında bu alfabe esas alınmalıdır.

d) Rusça, Bulgarca, Yunanca vb. alfabesi farklı dillerde transliterasyon kullanılmalı, kelimelerin aktarımı Türkçe telaffuza göre olmalıdır.

 Geri
Yazdır    
 
  100. Yılında 1. Dünya Savaşı
  Sempozyumlar
  Duyurular
Fuar: 1081 Çaka Bey İzmir Kitap Günleri
Burs Değerlendirmelerine İlişkin Duyuru
Uluslararası Prof. Dr. Halil İNALCIK Tarih ve Tarihçilik Sempozyumu için katılımcı listesi ...
1081 İzmir'in Fethi Temalı Logo Tasarımı Yarışması

Diğer duyurular
Adres: Kızılay Sokağı No: 1 06100 Sıhhiye - ANKARA Tel: +90 312 3102368, Belgegeçer: +90 312 3101698
© 1995 - 2014 Türk Tarih Kurumu Başkanlığı- Her hakkı saklıdır